TOGA MEDYACI MENÜ
Ana Sayfa
Toga Röportajlar
Picasso Mustafa
Toga Makaleler
=> 01-Açlık Sınırı
=> 02-Orda Bir Köy Var
=> 03-Örnek Başkanlar
=> 04-Milletvekili Adayları M.Toga
=> 05-Kurban Bayramı
=> 06-Misyonu Tamamladık-TOGA
=> 07-Kitapların Özeti M.Toga
=> 08-İzmir Gaziemir'de ki Arsa
=> 09-Ege'de Bağ Bozumu-ÇİFTLİK
=> 10-TogaMedya-Gazeteciler
=> 11-Hamide Kılıç 99 Yaşında
=> 12-Allahdiyen Yaylası
=> 13-Servet 13b-Hatay da Kunefe Yenir
=> 14-Tibbi-14a-Adimi Unuttum
=> 15-Türkiye'nin Zenginleri
=> 16-Keşkeler Olmasa!
=> 17-Türk Sineması
=> 18-Hep Birinci Olacaksın
=> 19-Zeytinlik Yangını
=> 20-Osman ile Neriman
=> 21-Traktör Bozuldu Bintepeler'de
=> 22-Mercedes Çöpe Gitti
=> 23-Kabadayı Yeşil Ejder
=> 24-Listenin 2. Sırası
=> 25-Anahtar: Duyarlı İnsanlar
YOL HiKAYELERi-Gezi Notlari
AKTÜEL DOSYALAR
DOSTLARIN FOTOLARI
Türkce Ögretmeni ve Okunan Okullar
Hollanda'da Öğretmenlik Yılları
Hollanda D66 Partisi Adaylari
Basbakan Erdogan'in Hollanda Ziyareti
Salihli'nin Sultanları voleybolda 3-0 yendi
Baskan Kayda ile Basin Mensuplari
Şiir Şöleni ve BizimEce Şairleri
Avrupa Devletleri Tabelası
Brüksel AB ve Hollanda II.Kamer
El Mercan Balık Sarayı
Ciftligin Sadik Bekcileri
Toga'dan Duvar Resimleri
50-Salihli Karlar Altında
Linkler
İletişim
Ziyaretçi defteri
 


 





 










 





 











03-Örnek Başkanlar




                 ÖNEK BAŞKANLARIMIZ


                 Hollanda’nın başkenti Amsterdam’a bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Şehrin tarihi ve kültürel yerlerini gezdik. Devlet müzesinde Rembrandt’ın " Gece Saati’ni " ve Van Gogh’un " Ayçiçekleri " tablolarını gördük. Deniz taksisiyle su kanallarında dolaştık. Lâleleri ancak çiçekçi dükkanında gördük ama o meşhur kırmızı lambaların önünden geçtik.

                  Sonra şehir merkezindeki Dam Meydanı yakınlarında turistik bir kafeterya ya gidip oturduk. İş çıkışı olduğu için sokaklar tıklım tıklım insan doluydu. Biz hem sohbet ediyor hem de kahvelerimizi içiyorduk. Bir ara arkadaşım – ‘ Bak bizim Belediye Başkanı ’ gidiyor dedi. Gözlerim, önde ve arkada koruma araçları, şanlı flamasıyla makam aracı aradı. Göremeyince – ‘ Hani nerede? ’ dedim. – ‘ İşte şu, trafik lambasınında bekleyen ’ dedi. Bu sefer de, kalabalık bir koruma ve yalaka ordusuyla yayan dolaşan bir başkan aradım ama onu da göremedim. – ‘ Ciddi misin? ’ dedim. – ‘ Evet ’ dedi. En önde gözlüklü, koltuğunun altında çanta olanı. Doğru, öyle bir adam vardı ama bizim kalıplaşmış belediye başkanları tipinde birisi değildi. Arkadaşıma döndüm – ‘ Hani bunun korumaları, bir başkan böyle tek başına dolaşır mı? ’ dedim. Arkadaşım güldü. –‘ Burası Amsterdam Ankara değil ’ dedi.

                Belediye başkanlığı bir gönül işi, saltanat sürme yeri değil. Bu makama hizmet için gelinir hava atmak için değil. Belediyenin zaten topu topu 2 makam arabası var. Başkan veya encümen azaları eğer resmi bir protokola gidecekse günler önceden yer ayırtırlar ve makam arabasını o zaman kullanırlar. Yoksa herkes kendi arabasını veya bisikletini kullanır. Metroya, otobüse biner ya da parasını kendi cebinden öderse taksiyle gider.

                Burda bağırta bağırta milletin cebinden aldığınız vergilerle makam arabası alıp şoför maaşını, benzin parasını ödetemezsiniz. Başkanların özel şoförü, makam arabası olmadığı için daire başkanları da, şube müdürleri de, üst düzey memurlar/bürokratlar da buna uyarlar. Sen ne kadar yetkini kullanıp saltanat sürmeye kalkışırsan senden altakilerde senden fazlasını yaparlar.

-‘ Güzel güzel anlatıyorsunda, gerçekten kapıcıları, hizmetçileri, aşçıları, bahçıvanları yok mu? ’ dedim.

Benim ne demek istediğimi çok iyi anlayan arkadaşım bıyık altından gülerek. – ‘ Burası zengin bir şehir olmadığı için lüksün ne olduğunu bilmiyorlar. Buradaki başkanlar makam odalarının kapısını kendileri açarlar, bahçelerinin bakımını ya kendileri yaparlar ya da yöğmiyeli işçi çalıştırırlar. Damak zevklerinin farklı olduğundan olmalı eşlerinin yaptığı yemekleri yerler. Hizmetçide kim imiş? Hafta sonları eşorfmanlarını giyip ev temizliğinde eşlerine yardımcı olurlar. Hatta varsa köpekleri kendileri dışarı çıkartıp dolaştırırlar.

Bre…! bre…! bre…! Neler duyuyorum. Bizdekilerin bazıları ayakkabı boyacısını dahi makam odalarına çağırtıp ayakkabılarını boyatırken elin adamları neler yapıyor.

Bu da şunu gösteriyor diploma sahibi, makam sahibi olunuyor ama maalesef adam olunmuyor. Aklıma bir hikâye geldi:

" - Çocuğun biri, okumuş vali olmuş. Öykü bu ya bir gün tayini kendi memleketine çıkmış. Göreve başlar başlamaz iki asker gönderip babasını ayağına çağırtmış. Askerler arasında makam odasına giren babasına – ‘ Baba, bana hep adam olamazsın diyordun, bak kos koca vali oldum ’ demiş. Babasıda – ‘ Oğlum ben sana vali olmazsın demedim ki adam olamazsın ’ dedim. ‘ İhtiyar babasını ayağına getirten kişiden adam olur mu? ’ demiş. "

          Belde, İlçe, İl ve Büyükşehir belediyelerimizden örnek başkanlar bekliyorum. Gerçi hanımlarını kuaförden, çocuklarını okuldan makam arabasıyla aldırmak konusunda biraz sıkıntı çekeceklerdir ama ne yapalım alışmaları lazım.

          Elbet bir gün gelecek halkımız da bunları sorgulamasını öğrenecek, bizim de böyle belediye başkanlarımız olacak.

          Makale: Mustafa Toga 2007 / HOLLANDA 








Bugün 2 ziyaretçi (63 klik) kişi burdaydı!
 
          
Her Gün Yeni Bir Başlangıçtır.....TogaMedyacı.....2006 dan bu yana

“Düşünce, Aktüalite, Edebiyat”







 

Toga Medyacı Editörü / Wie is de editor van TogaMedyacı






BİLGİSAYAR 'IP' TANIMA
SAYACI

Flag Counter
  


 



 


 




 
Copyrigt 2014 ..... Her Hakkı Saklıdır ..... Design by TogaMedyaci
Sitemizde yayınlanan haberler kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Bize mustafa_toga@hotmail.com e-mail adresinden ulaşabilirsiniz…




Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol