RİKSLİ KALP AMELİYATI
(Stent mi takılacak? Baypass mı olacak?)
MANİSA
27-28-29 Ağustos 2021// Haber Merkezi/İstiklal Gazetesi // 2436 //
Manisa Şehir Hastanesinde Anjiyo yapıldı. Kalpteki iki tıkanmış damara metal stent konuldu. Ameliyattan sonra 24 saat yoğun bakımda müşahede altında tutulurken, 18 saat boyunca kasıkların üzerine kum torbası konup yatırıldı. Başarılı bir ameliyatın ardından Allaha şükür şimdi çok iyiyim. Başta ameliyatı başarı ile gerçekleştiren Kardiyoloji Uzman Doktor Nihat Madak’a ve hastane personeline çok teşekkür ederim. Mustafa Toga 29.08.2021
KARDİYOLOJİ UZMAN DOKTOR NİHAT MADAK
Mustafa Toga’nın kalp krizi olasılığı yüksek, tıkalı 2 damarına stent koyan Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji uzman doktoru Nihat Madak yapılan ameliyatın çok başarılı geçtiğini söyledi. Madak, hasta 24 Ağustos tarihinde polikliniğimize gelip göğüs kafesinde ağrılar oluğunu ve son iki haftadır kalp çarpması başladığını söyledi. Yapılan EGK testinde kalp damarlarında tıkanma tespit olunup anjiyo yapılmasına kara verildi. Çatal şeklindeki ince damara stent takmak riskli oluğu hale başarılı bir şekilde ameliyat gerçekleştirildi diye konuştu.
KALP DAMAR CERRAHİSİ OP. DR. TEZCAN BOZKURT
Uzman Doktor Nihat Madak daha sonra kalp krizi ve anjiyo hakkına şu bilgileri verdi. Kalp krizi riski tespit edilen hastalara bazı testlere gerek duymadan, doğrudan anjiyografi yapıyoruz. Anjiyonun buradaki amacı, kalp damarlarının görüntülenmesinin ötesinde tıkalı damarı anında tespit ederek kalp krizini durdurmaya yönelik, damarın açılması balon anjiyo plasti ve stendleme işleminin yapılması hayat kurtarıcıdır. Bu şekilde hem ölüm riskini azaltmış hem de uzun dönemde geçirilmiş kalp krizinin etkilerinden hastayı kurtarmış oluyoruz.
İkinci durumda kalp krizi riski az olan hasta belli bir eforla göğüs ağrısından yakınıyorsa kalp damarlarında bir problem olduğunu anlayabiliyoruz. Burada durum çok acil olmadığı için korner anjiyografi kararını EGK testi, EFOR testi ve HOLTER gibi bazı ön testlerle değerlendiriyoruz. Toga’nın da bu testler neticesine kalp damarlarında tıkanma tespit edildiğinden ve yapılan anjiyo neticesinde stent takılmasına karar verildi, dedi.
RUTİN KALP KONTROLU
Kalp ameliyatına kadar giden yolu Toga şu şekilde özetledi. Yaklaşık 2 aydır göğsümde çarpıntılar vardı. Kardiyoloğa gittim. Salihli Devlet Hastanesinde Kardiyolog Uzman Doktor Celal Dindar ve teknisyen Bahar Hanım, hemşire Pınar Hanımın denetiminde yapılan Efor testi (Kalbi besleyen atardamarlarda darlık veya tıkanıklık) yapıldı. Ardından Holter monitörü ile EKG Kalp Aktivitesini izlemek için elektrokardiyografi cihazı takılı halde evde 24 saat dinlendikten sonra 18 Ağustosta tekrar kardiyoloğa gittim. Damarlarda tıkanma tespit edildiğini ve Manisa Şehir Hastanesine sevk edeceklerini söylediler.
24 Ağustosta Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzman Doktor Nihat Madak’a gittim. O da acilen anjiyo yapılması gerekli dedi. 27 Ağustos sabahı saat 08:00’e randevu verdi. Cuma sabahı 06:30 eşim Mukadder hanım, oğlanlar Emre ile Okan’la beraber Salihli’den Manisa’ya (75 km) hareket ettik.
GÜNE ŞANSIZ BAŞLAMAK
Sabahtan terslik başladı. 1. Kattaki ameliyathaneye gitmek için kapıya geldiğimizde üç güvenlik görevlisi hasta tek başına çıkacak yanında rekabetçi giremez dediler. “Olur mu?” Kardeşim dedik. Ben ameliyat olacağım, bana bir şey olursa ne olacak dedimse de mevzuat böyle dediler. Tek başıma ameliyathanenin bekleme salonun gittim. Görevli hemşire hasta kayıtlarını yaptı. Baktım diğer hastalar yanlarında bir ya da iki rekabetçiyle birlikte gelmişler. Kat güvenlik görevlisine söyledim, benim rekabetçiye izin vermediler diye. “Öyle şey olur mu?” Abi dedi. Onlar hastanede yeni işe başlamış, başka bir yerden gelmiş acemiler herhalde, “Ben hemen telefon ediyorum, yenge yukarı gelebilir” dedi.
ANJİYO YAPILDI “DURUM VAHİM”
Anjiyo için 08:45 de ilk önce beni çağırdılar. Hanımla beraber ameliyathanenin bekleme odasına girdik. İçeride görevliler ameliyat için beni hazırladılar. Çok geçmeden de soğuk ameliyat odasına aldılar. Gerekli teknik ve tıbbi işlemleri yapıp, sağ kasıktan anjiyo telini kalbe gönderdiler. Doktor Madak; 2 tıkalı damar tespit ettik ama bir tanesi ince çatal damarmış, stent koymada hayati tehlike var. Benim teşhisim baypass (Açık kalp ameliyatı) olması. Ama buna ben tek başıma karar veremem. Meslektaşlarımla yapılacak konsorsiyum toplantısı sonrası karar verilecek. Kalp Damar Cerrahisi Op. Dr. Tezcan Bozkurt’la görüşüp beraber karar vereceğiz.
Kalbe anjiyo yapılmadı. Sedye üzerinde tekrar hasta dinlenme odasına aldılar. Bölüm hemşireleri yarım saate bir OP. Dr. Tezcan’ı arıyorlar, karşı taraftan “Ameliyatta” diyorlar.
Doktorlar yoğunluktan (24 ameliyat yapılmış) bir araya gelip benim durumum hakkında (Stent mi takılacak? Baypass ameliyatı mı olacak) karar vermiyorlar. Benden sonra anjiyoya girip çıkan hastaları yanımdaki yataklara yatırıyorlar. Yaklaşık 45 dakika sonra güle oynaya özel odalarına gönderiyorlar. Orada 2 saat kaldıktan sonra taburcu ediyorlarmış. Ben hala doktorların bir araya gelip karar vermelerini bekliyorum. Saat 15:00 oldu hala ses seda yok. Hanım bekleme salonunda saatlerdir tek başına bekliyor. Durumum hakkında kimse bir şey söylemiyormuş, bir bilgi vermiyorlarmış. Ben içeride O dışarıda meraktan, streste ölüyoruz. Oğlanlar ise hiçbir malumat almadan hastane girişinde bekliyor. Saatler geçtikçe bende moral sıfıra iniyor çünkü 8 saattir doktorların kararını bekliyorum. Şu şansızlığa bakın!
TIKALI ÇATAL DAMARLAR ÇOK İNCE BAYPASS AMELİYATA UYGUN DEĞİL
Saat 15:00 den sonra en nihayet Op. Dr.Tezcan Bozkurt gelebildi. Doktorlar aralarında konuşmuşlar. Op. Dr. Tezcan ben ince damara baypass ameliyatı yapamam çünkü bacağından alıp takacağım damar çok ince olacağından tutmaz, bu rizikoyu ben göze alamam demiş. Tek çare stent takmak. O da rizikolu çünkü çatal damarın her ikisinin de tıkalı olmasından dolayı hayati tehlikesi çok yüksek. Uzman Doktor Nihat Madak saat 16:00 yı doğru yanıma geldi, Baypass çok rizikolu onun için stent takmaya karar kılındı ama ameliyat olmak için siz ailecek karar vereceksiniz. Ya ameliyat olunacak ya da olmayacak.
Daha önce sol kolunda ağrı-sızı ya da göğsünde çok şiddetli ağrılar olmadı mı? Damarlar neredeyse tamamen tıkanmış durumda neden kalp krizi geçirmediğinize şaşıyorum? “İki yıldır hanımın kullandığı ECOPİRİN 300 kan sulandırıcıdan kullanıyorum” dedim. Demek ondan, kan inceltici kullandığın için bu güne kadar sıkıntı yaşamamışsınız? Şimdi yakınlarını, eşini ve çocuklarını çağırtacağım, konuşup aranızda karar verin. Çünkü stent koyulacak damar hem çatal hem de ince olduğu için birini takarken diğerinin patlama ihtimali yüzde 50 den fazla. Çok tehlikeli ve rizikolu, sol kolun felç olabilir. Karar sizin? dedi.
Doktorun özel izniyle güvenlik görevlisi Mukadder’i Emre ve Okan’ı ameliyathaneye getirdi. Hanım, “Ameliyat olma!” Allah korusun masada kalırsın diyor. Çocuklar, en son kara senin baba diyorlar. Hanım dedim. Allah, anlımıza ne yazdıysa önüne geçilmez. Tıkalı damarla böyle dolaşamam belki aniden bir kalp krizi gelir, sokakta yığılıp kalabilirim. Rizikoyu göze alıyorum, yaptıralım bitsin gitsin dedim. Hanımla, oğlanlar da onaylayınca, “Tamam” dedik. Hastane görevlileri sorumluluk almamak için ameliyata müsaade ettiklerine dair evrakları çocuklara imzalattılar. Derken saat 17:00 de beni ameliyathaneye geri götürdüler. 2 saate yakın süren başarılı bir ameliyattan sonra çatal stenti damara takıp beni 24 saat müşahede altında tutmak için yoğun bakım servisine aldılar. Yoğun bakımda 18 kişi idik. Her yataktan farklı iniltiler geliyordu. Ameliyat yapılırken göğsümde korkunç, dayanılmaz ağrı meydan geldi sanki kalbin ağzımdan çıkıyor gibiydi. Bu arada ekranda Anji telinin damarların içinde nasıl girip çıktığını görebiliyordum çünkü narkoz verip uyutmamışlardı sadece uyuşturucu iğnesi yapmışlardı.
.jpg)
YÜZDE 50 SAKAT KALMA RİSKİ VAR
Yoğun bakım odasında ki hemşirelere teşekkür ederim, bizlerle candan ilgilendiler. Doktorumda gece boyunca saat başı gelerek durumum hakkında bilgi alıyordu. Göğüsteki ağrı hafiflemiyorsa tekrar baypass ameliyatı ihtimali olacağını söylüyordu. İlk ağrıya 100 dersek akşam saat 21:00 de % 50 olarak hissetmeye başladım. Gece 03:00 de ağrı % 10’a kadar düştü. Hemşireler her 3 saate bir kan alıyor. Hastanenin laboratuvarında kan değerlerim ölçülüyordu. Hastabakıcılar ne zaman idrar için ördek istesem anında yetiştir iriyorlardı.
Cumartesi sabahı 09:00’da doktor yoğun bakım odasına rutin hasta kontrolü için geldi. Mustafa bey, Allah çok şükür korktuğumuz olmadı. Başarılı bir ameliyat geçirdin. Durumun gayet iyi seni hafta sonu diye pazartesiye kadar yoğun bakımda tutmayalım bugün taburcu edelim dedi. “Ama bir hafta boyunca stresten uzak evde dinleneceksin. Eğer kasığında kanama olursa ya da göğüs ağrıların artarsa acilen hastaneye geleceksin, haydi çok geçmiş olsun!” dedi. Bende doktora teşekkür ettim. Saat 12:30’da hastaneden taburcu ettiler. Toga son olarak, “Tüm hastalara geçmiş olsun diyor acil şifalar diliyorum” dedi.
*****************************************************
6 BİN HASTASI BULUNAN DİŞ HEKİMİ AHMET KAYA
Doğal, parlak ve sağlıklı bir gülümseme insanı daha kendinden emin ve rahat hissettirir çünkü bakımlı, sağlıklı ve beyaz dişler sosyal hayatımızın aynasıdır.
Ahmet bey merhaba. Kısaca öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1970 Sivas-Gürün doğumluyum. Ben çok küçükken ailem İzmir’e göç etmiş. İlk, orta, lise ve üniversiteyi İzmir’de okudum, 1993 yılın da Eğe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldum. 1992 yılının ağustos ayında Hollanda'ya aile birleşimi yoluyla geldim. Gelir gelmez bir taraftan flemekçe lisanını öğrenmeye çalışırken diğer taraftan mesleğimle ilgili iş aramaya başladım. Avrupa topluluğu dışında ki bir ülkeden geldiğim için üniversite diplomam denk sayılmadı kısacası lise mezunu muamelesi gördüm. Diş hekimliği ile ilgili çok iş aradım ama bu çabalarım her defasında boşa çıktı. Her seferinde diplomam ya alçak ya da yüksek diye kabul edilmedi. Dil kursuna devam ederken araba yıkama, anketor, dönercide garsonluk, lokantada bulaşıkçı gibi çeşitli vasıfsız işlerde çalıştım. 2,5 yılı aşkın bir süre çeşitli dil kurslarını takip ettim. 1995 yılında NT2 (İkinci Dil Hollandaca) imtihanını başarıyla verip aynı yılının eylül ayında Amsterdam Vrij Üniversite de 2. Sınıftan diş hekimliği eğitimine tekrar başladım.1998 yılının temmuz ayında iyi dereceyle okuldan mezun oldum. Mezun olduktan sonra Rotterdam'ın en işlek caddelerinden biri olan Bergweg'de kendime ait özel muayenehanemi açtım. Bir oğlan bir kız 2 çocuk babasıyım.
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Küçükken hep doktor olmak isterdim. Liseyi bitirince üniversite imtihanlarına girdim. Biliyorsunuz Türkiye'de üniversite seçme ve yerleştirme imtihanlarına girmeden önce tercih yapmanız gerekiyor. Ben de tercihlerimi Tıp Fakülteleri yönünde yaptım. Eğe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde okumaya hak kazandım. Tabi istediğim bölümü kazandığım için çok memnundum. Zamanla mesleğim bana ben ona çok alıştım. İşimi yapmadığım zamanlar psikolojik olarak kendimde büyük bir eksiklik hissediyorum.
Türkiye’de alınan Diş Hekimliği diploması Hollanda’da geçerli mi yoksa burada ayrıca bir eğitim almak gerekiyor mu?
Tıp dalında Türkiye'de alınan diplomayla 1997 yılına kadar hiç bir şekilde mesleğinizi icra edemiyordunuz. 1997 de Hollanda parlamentosunun aldığı bir kararla 'Wet BIG' kanunu çerçevesinde bir hekimin yanında ve onun denetim altında çalışabiliyorsunuz. Kendinize ait bir iş yeri açmak için ise muhakkak Hollanda'da geçerli diplomanız olması lazım.
Hastalarınıza ne tür hizmetler veriyorsunuz? Kliniğinizde her türlü diş hekimliği tedavileri yapmakta sınız, bunları kısaca özetler misiniz?
Kliniğimizde her türlü diş hekimliği tedavileri yapılmaktadır.
• Koruyucu diş hekimliği (periyodik diş kontrolu, ağız ve diş temizliği, flor aplikasyonları, fissur koruyucular)
• Restuaratif diş tedavileri (her türlü dolgu, kanal tedavisi ve estetik dolgular)
• Protetik diş tedavileri ( her türlüu sabit ve hareketli protezler, implantat, kron ve köprüler)
• Cerrahi tedaviler (diş çekimleri)
• Periodontolojik tedaviler ( her türlü diş eti hastalığı tedavisi)
Günlük diş bakımı nasıl olmalı? Neler dikkat etmeliyiz?
Her şeyden önce dişlerimizin vücudumuzun ayrılmaz ve küçüksenmeyecek kadar önemli bir organı olduğunun bilincine varılarak gerekli bakım yapılmalıdır. Bunun için özellikle küçük yaştan itibaren düzenli diş hekimliği kontrolü ve diş fırçalama alışkanlığı kazanılmalıdır. Çürük oluşmaması için asitli ve şekerli yiyecek ve içeceklerden uzak durup en az bir kere, ideali 2 kere dişlerimizi 2 dakika fırçalayıp ara yüz temizliğinin diş ipi, kürdan veya özel fırçalarla (ragers) yapılması gerekmektedir.
Asitli yiyecek ve içeceklerden en az iki saat sonra dişlerimizi fırçalamalıyız. Çok sık olarak asitli yiyecek ve içecekler tüketilmemelidir.
Çocukların motorik sistemleri yeterince gelişmediği için ebeveynlerin en az 8/9 yaşına kadar çocuklar fırçaladıktan sonra tekrar iyi bir şekilde fırçalamaları gerekmektedir.
Diş fırçamız ve macunumuz için vereceğiniz öneriler nelerdir?
Söyleyeceğim şeylerin yanlış anlaşılmasına istemem. Diş temizliğindeki amaç mekanik olarak diş plağı denilen fırçaladıktan 10 veya 20 dakika sonra otomatikman oluşan tabakayı kaldırmaktır. Bunun için yüz yıllar önce misvak ve benzeri şeyler kullanılmış şimdi ise elimizde çok modern elektrikli fırçalar mevcuttur.
Diş macunun esas görevi ise içindeki mikro aşındırıcı tozlar sayesinde plak temizliğine yardımcı olmaktır. Benim tavsiyem her türlü diş ve diş eti hastalığına sebep olan diş plağının kullanacağımız her türlü fırça ve macunla tamamen temizlenmesidir. Bunun için binlerce fırça ve macun piyasada var. Yani dişlerinizi temizleyin de nasıl isterseniz öyle temizleyin.

Rotterdam’da 103 ulustan insan yaşıyor. Tahmin ediyorum hastalarınız içerisinde Türk kökenli olanlar fazlalıkta. Ülkemiz insanlarının ağız sağlığına verdiği önemi diğer uluslara göre kıyaslayabilir misiniz?
Hastalarımın yüzde 60-70'i Türk vatandaşı diyebilirim. Beni sevindiren en önemli olay hastalarımın çoğunluğunda düzenli olarak kontrole gelme alışkanlığının olması. Ama genel olarak bakıldığında günlük ideal diş temizliği alışkanlığı maalesef Hollandalılara göre çok düşük. Mesleğe başladığım ilk yıllarda bizzat kendim her kontrole geldiklerinde nasıl fırçalanması gerektiğini, en çok nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattım, inanın bugüne kadar binde 2-3 değişikliğe sebep olabildim. Ama yine de inatla devam ediyorum. İnsanımız genelde işin kolayına kaçıp her şeye mucize bir hap bulunup, bulunmadığını soruyor. Yanlış ve tehlikeli bir alışkanlığımızda her derde deva diye antibiyotik kullanılması.
Son yıllarda özellikle gençler arasında Hollanda’da aşırı bir cürük patlaması var. Bu durum Türk gençlerinde çok daha belirgin. Sebebi enerji içeceklerinin aşırı kullanılması ve diş bakımının yetersiz olması. Hollanda toplumuyla karşılaştıracak olursak ağız sağlığının bilincinde olan insan sayımız yüzde 25'i geçmez.
Diş bakımı esnasında hastalarınızla sohbet konunuz genellikle neler oluyor?
Her konuda sohbet ediyoruz. Sağlıktan, siyasetten buradaki Türk toplumunun sorunlarından Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'tan tutunda Şemdinli’ye kadar konuşuyoruz. Herkesin konuşabileceği bir konuyu muhakkak bulup hastalarımla iletişim kurmaya çalışıyorum.
Geçenlerde değişik dallarda en başarılı kişi ve kuruluşların ödüllendirildigi Zirvedekiler balosunda en başarılı İş Adımı ödülünü Hollanda 2009 güzeli Deniz Akkoyun’un elinden aldınız. Bu ödüle layık görülmek nasıl bir duygu?
Böyle bir ödüle layık görülmek çok güzel bir duygu ama ben kendimi iş adamı olarak görmüyorum. Ben bir hekimim ve benim işim insanlara en iyi şekilde hizmet etmek. Azimli ve doğru çalışmanın karşılığında bir ödülle onurlandırılmak insana mutluluk veriyor. İşinizi iyi yaparsanız karşılığını da alırsınız. Bu durum her meslek ve branj için geçerlidir.
Toplam ne kadar müşteriniz var. Günlük kaç hastaya hizmet verebiliyorsunuz? Yoğun iş temponuz içersinde ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Aktif olarak 6000 hastam var. Günde ortalama 35 ile 50 hasta tedavi ediyorum. Bana gösterilen yoğun ilgi karşısında kapasitemin üstünde çalışmaya gayret ediyorum. Eşime ve çocuklarıma yeteri kadar vakit ayıramadığımın farkındayım. Bu durumunu eksikliğini yaşıyorum ama bu benim hayat tarzım. Eşimle yıllar önce oturup konuştuk ve bazı karalar aldık. Bunun bir tanesi onun hoşgörü ve anlayışına sığınarak hasta kapasitemi büyütmem. Buna bağlı olarak yeni iş yerimize taşınarak kliniğimizi de büyüttük. Daha fazla görüşebilmek için ise evimi/ailemi yeni işyerimin bulunduğu muhite taşıdım.
Diş hekimliği dışında hobileriniz ve sevdiğiniz şeyler nelerdir?
Günlük gazeteleri ve son yayınlanan kitapları okumak, Türk halk müziği dinlemek (Hastalarım bunu iyi bilir) fırsat buldukça seyahat etmek ve portre çizmek.
Ben herkesin bu dünyaya bir görev için geldiğine inananlardanım, bu yüzden yaptığım iş ve insanlara hizmet hayatımın en büyük hobisi diyebilirim.
Sayın Kaya bu güzel sohbet için teşekkür ederim. Son olarak Hollanda’daki Türk toplumuna vermek istediğiniz mesajınız var mı?
Buradaki Türk toplumuna söylemek istediğim bazı şeyler var, onları şöyle sıralaya bilirim:
- Lütfen çocuklarınızı okutun! Buradaki toplumun meslek sahibi, okumuş insanlara çok ihtiyacı var. - Dişlerinize ve genel vücut sağlığınıza gerekli ve yeterli özeni gösterin. Hollanda düzenli ağız kontrolü yapılabilen bir kaç şanslı ülkeden birisi. - Kendinize ve çocuklarınıza düzenli olarak günlük fırçalama alışkanlığı kazandırın. - Zararlı yiyecek ve içeceklerden kaçının. Suyun ne kadar muhteşem bir içecek olduğunu keşfedin. - Diş tedavilerinin seçiminde sigorta ödemelerine göre değil kendinize en uygun tedaviyi seçin. Bazı tedavilerin geriye dönüşümü olmamaktadır. - Türkiye'de yaptıracağınız tedavilerden önce iyi bir tedavi planlaması yaptırın. Yanlış ve eksik tedavi sonrası burada zor durumda kalmayın. Hekimi seçerken için fiyatına değil, kalitesine dikkat edin. Tedavi sonrası hizmet bulmakta zorlanmayın. Çünkü yapılan çoğu tedaviden sonra bitip tükenmez daha büyük problemler başlayabilmektedir. - Televizyonda gördüğünüz reklamların veya ünlü kişilerin kurbanı olmayın. - Dişleriniz ağrıdığı zaman ağrı geçsin diye kurturalabilicek olan dişlerinizi çektirmeyin, mümkünse tedavi ettirin. Hiç bir hekim kendi ana dişiniz gibi bir diş size yapamaz. - Sigorta formüllerinizi gerçeğe uygun doldurun aksi takdirde başınıza yasal problem gelebilir.
Bu tavsiyelerim yıllar içinde yaşadığım olaylar neticesinde şekillendi. Herkese sağlıklı günler dilerim.
Röportaj: Mustafa Toga
Fotoğraf: Mukadder İzmirlioğlu
....................................................................................................................
Kadın Dergisi :
Hollanda'da Aylık Yayımlanan Tek Türkçe Kadın Dergisi
