TOGA MEDYACI MENÜ
Ana Sayfa
Toga Röportajlar
Picasso Mustafa
Toga Makaleler
YOL HiKAYELERi-Gezi Notlari
=> 01-RET 3 Türk
=> 02-Bulgar Eziyeti
=> 03-Akşehir Kirazları
=> 04-İstanbul Mobilya Fuarı 2013
=> 05-Kütahya Tatili 2014
=> 06-Denizli Tatili 2014
=> 07-Pamukkale Travertenleri
=> 08-Oksijen Deposu Altınoluk
=> 09-Ören'den Altınoluk'a Seyr-ü Sefa
=> 10-Söke'de Araba Bozuldu
=> 11-Didim, Altınkum Sahilleri
=> 12-Ortaklar'da Kalyon Çöp Şiş
=> 13-Bir Kış Gününde Borlu
=> 14-Doğu Akdeniz Seyahati, Adana
=> 15-Mersin'de Bir Yemek Sarayı Fulyali
=> 16-Okan Toga Hollanda'da
=> 17-Üç Gün Ankara'dayız
=> 18-Adana'da Arsa Satışı
=> 19-Güney Doğu Anadolu Sason Hasankeyf
=> 20-Gördes, Sındırgı ve Bigadiç
=> 21-Çeşme Kumsalından Esintiler
=> 22-Yalancı Cennet Kaş
=> 23-Turizmin Göz Bebeği Antalya
=> 24-Karadeniz Gezisi 2007
=> 25-İstanbul Boğaziçi Turu
=> 26-Hayalet Şehir Mersin Otogarı
=> 27-Tatil Dönüşü Kaza
=> 28-Doğa Harikası Saklıkent
=> 29-Fethiye Ölüdeniz Tatili
=> 30-Adalar Gezisi (Prince Islands)
=> 31-İlden İle, İlçeden İlçeye Türkiye
=> 32-Assos (Behramkale) Tatili
=> 33-Öğrenci Şehri Eskişehir
=> 34-Eskişehir Masal Dünyası
=> 35-Mustafa'nın Hollanda Tatili
=> 36-Gölmarmara Duble Yolu
=> 37-Olimpos Antalya, Adrasan Plajı
=> 38:Tavşanlı Leblebinin Başkenti
=> 39-Salihli, İzmir ve Hollanda
=> 40-Dursunbey, Kutahya Balikesir Arasi
=> 41-TRAKYA GEZiSi "Kirklareli-Tekirdag"
=> 42-CANAKKALE GEZiSi "Yol Hikayeleri"
=> 43-KAPADOKYA GEZiSi "Ic Anadolu"
=> 44-ADANA GEZiSi "Kadirli-Kozan-Ceyhan"
AKTÜEL DOSYALAR
DOSTLARIN FOTOLARI
Türkce Ögretmeni ve Okunan Okullar
Hollanda'da Öğretmenlik Yılları
Hollanda D66 Partisi Adaylari
Basbakan Erdogan'in Hollanda Ziyareti
Salihli'nin Sultanları voleybolda 3-0 yendi
Baskan Kayda ile Basin Mensuplari
Şiir Şöleni ve BizimEce Şairleri
Avrupa Devletleri Tabelası
Brüksel AB ve Hollanda II.Kamer
El Mercan Balık Sarayı
Ciftligin Sadik Bekcileri
Toga'dan Duvar Resimleri
50-Salihli Karlar Altında
Linkler
İletişim
Ziyaretçi defteri
 


 





 










 





 











29-Fethiye Ölüdeniz Tatili



FETHİYE ÖLÜDENİZ TATİLİ


 

Tatilde Ölüdeniz deyiz. Fethiye ve çevresi gerçekten Türkiye’nin bir numarlı tatil yörelerinden birisi.

Yol Hikayeleri: Mustafa TOGA / 7 Mayıs 2016-Cumartesi / Haber: 944

Artısı bile var çünkü yamaç paraşütü atlama sporunun yapıldığı yer olmasının yanı sıra Saklıkent, Kayaköy veya Likya krallığınına ait tarihi mekanların olması. Burada sadece kumsalda güneşlenmiyor, denizde yüzmüyor aynı zamanda günlük turlarla 12 ada koylarını da ziyaret edebiliyorsunuz. Yurt içinden çok yurt dışı bağlantısı çok kolay çünkü Dalaman Havaalanına sadece 50 km mesafede.

EMANET ARABAYLA TATİLE GİDİYORUZ (Emanetin Bağrı Yuka Olur)

Fethiye Ölüdeniz Turquoise Hotel’den (4 Yıldız) 29.04.2016 – 01.05.2016 tarihleri arasında üç gündüz iki gecelik yerimizi ayırttık.

Ben, Mukadder, Okan sabah 07:00 de Salihli’den Peugeot 207 marka arabayla yola çıktık. Neden kendi arabanız Doğan SLX değil de PEUGEOT derseniz. Kayınım Ersan arabasını iki ay önce satın aldı. Yüksek model olduğu için sorunsuz gider geliriz diye ödünç aldık.

Alaşehir, Sarıgöl, Buldan, Denizli’yi geçince Acıpayam-Tavas kavşağındaki bir sosyal tesiste mola verdik. Altı bardak çay içip kahvaltımız burada yaptık.

Dinlendikten sonra Tavas yoluna saptık. Kale ilçesine geçince dağlık yollar başladı. Gökçeören köyünü geçtik, Boynuzcuk Geçidinde rakım 1.100 m. Duble yol burada son buluyor ondan sonra 3-5 km veya 10 km lik aralıklarla tek yola düşüyor. Muğla’ya kadar hep rampa indik. Muğla şehir merkezi 106.000 ama ilçeleri ile birlikte 750.000 i geçtiği için Büyükşehir olmuş. Muğla’dan sonra % 7 lik rakımla 20 km rampa inerek Gökova-Marmaris kavşağına geldik. Beş dakika dinlendikten sonra Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Göcek derken 147.700 nüfuslu Fethiye’ye ulaştık. Hiç durmadan 15 km mesafedeki Ölüdeniz tatil beldesine sürdük arabayı. Ölüdeniz iki dağın arasında kalmış küçücük bir koy. Kafanızı gökyüzüne kaldırınca kanatlarını açmış kartal sürüleri gibi süzülen onlarca yamaç paraşütçülerini görürsünüz. Hiç kimseye sormadan otelimizi bulduk. Resepsiyonda giriş işlemlerimizi yaptırdıktan sonra odamıza çıktık. Saat 12:00-14:00 arası öğle yemeği varmış. Üstümüzü değiştirip açık büfeden tabaklarımız doldurup yemeğimizi yedik. Mukadder dinlenmek için biraz uzandı. Okan ile ben otelin havuzunda yüzdük. 135 odası bulunan 300 kişilik otelde sadece 100 müşteri vardı. Bunların % 80 de Hollandalı. Odalardan sorumlu yetkili Müjgan hanım son 10 yılın en kötü sezonu yaşıyoruz. Kriz turizmi çok kötü vurdu. Geçen yıl bu günlerde otelimiz tamamen doluydu dedi.

Akşam yemeği 19:00-21:00 arasıymış. Yemekten sonra sahile indik. Çarşıdaki dükkânların ancak % 70 açılmış. Diğerleri daha sezonu açmamışlar. Üç tane Ölüdeniz amblemli havlu satın aldık. Okan ile ben mayolarımız giyip denize girdik. Su soğuk. Kumsalın girişi kum ama deniz kenarı taşlık fakat insanın ayaklarını rahatsız etmiyor. Ölüdeniz’in Kumburnu tarafı ise tamamen kumsalmış ve deniz daha sakinmiş ayrıca derin değilmiş. O taraf gittik, giriş kişi başı 7.00 tl. vaz geçip geri otelimize döndük. Zaten karanlıkta çökmek üzereydi.

İKİNCİ GÜN-CUMARTESİ

Sabah kahvaltısı saat 07:00-10:00 arası. Kahvaltıdan sonra arabamıza binip Yamaç parşütçülerin atladığı Babadağın zirvesine doğru tırmandık. Bu arada havuz kenarında ki şelzonklara uzanmış olan ecnebi turistlerin hemen hemen hepsinin elinde kitap var. Hem güneşleniyor hem okuyorlar.

45 dakika dolaştıktan sonra dağın yamacından ayrılıp Fethiye’ye gittik. Ovacık ve Hisarönü beldelerini geçip Fethiye Belediye binasının yakınında bir yere arabamızı park edip limanı dolaştık. Şehir merkezini gezdik.

Saat 13:30 da otelimize dönmek üzere geri hareket ettik. Yolda Ölüdeniz’e 3 km mesafede ormanların arasında kurulmuş olan beş yıldızlı Orka Sunlife Otel’e uğrayalım dedik. Otelin sahipleri Hollanda’dan ahbabımız olan Torunoğlulları ailesinindi. Girişteki güvenlikçilere Ercan bey (Turgut beyin oğlu) ve Ceren hanım (Erdal beyin kızı) arkadaşları olduğumuzu söyledik. Danışmayı aradılar gelsin demişler. Dostlarımız bizi bırakmadılar öğle yemeğini Orka’da yedik. Ercan, bizde de birkaç gün kalın, misafirimiz olun dedi. Teşekkür ettik. Oğlanın Pazartesi Okulu olduğunu, Pazar akşamı memlekette olmamız gerektiğini söyledik.

ÜÇÜNCÜ GÜN-PAZAR

Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra saat 10:30 da eve dönüş yolculuğu başladı. Antalya - Denizli yolundan gidelim dedik. Fethiye’yi geçip Seydikemer’e yaklaştığımızda ambulans ve polis arabası görüyoruz. İki otomobilin arasına sıkışmış motosiklet, kazası olmuş. Allah kimsenin başına kaza bela vermesin, inşallah ölü ve ya ağır yaralı yoktur dedik. Seydikemer’i çıkınca 80 km lik rampalar başlıyor. Yol üçlü şerit, ikisi yukarı tırmanıyor biri aşağı. Yolun sağ tarafı dağ yamacı sol tarafı 200 m derinlikte uçurum. Daha 10 km gitmiştik ki araba çekmemeye başladı. Aslında bu sorun tatile gelirken de vardı ama rampa aşağı geldiğimiz için pek önemsemiştik. Dördü bırak üçüncü vites bile çekmemeye başladı, ikinci vitese atıp gaza yüklendim. Hanım arabanın motor kapağından duman çıkıyor demesiyle birlikte hararete baktım 100 olmuş. Hemen kenara çektim bu arda araba stop etti. Çalıştırmak istedim çalışmıyor. Arabadan inip motor kapağını açtık motor contasından ve radyatörden dumanlar yükseliyor. Radyatör deposuna su koyduk anından boşatıyor, yol su içinde kalıyor. 48 plakalı bir pikap durdu. Orta yaşlı köylü karı koca ellerinde pet şişelerle yardımımıza koştular. Yapacak bir şey yok. Artık bu araba gitmez. Ne yapacağız? Otostop yapıp Seydikemer'e ineceğim bir kurtarıcı bulup çektireceğim. Mukadder ile Okan arabanın yanında kaldılar ben yolun karşısına geçtim, 15 plakalı bir minibüs yanımda durdu.  60 yaşlarında bir şoför, minibüste yaşlı babası, arka koltukta karısı oturuyor. Araba bozuldu beni de şehre kadar götürü müsünüz, çekici getireceğim dedim. Bu gün her yer kapalı, usta bulamasın en iyisi sen el frenini kullanarak arabayı yokuş aşağı indir. Ben kamyon şoförüyüm kaç defa dağdan indirdim dedi. Gel senin arabayı ters yöne döndürelim sonra aşağı sal gitsin. 

KAMYON ŞOFÖRÜ ÖLÜMÜMÜZE SEBEP OLUYORDU

Öyle yaptık. Şoför haydi yenge siz de binin ben de sizi arkadan talip ederim dedi. Yolun sağ tarafı 200 metre derinlikte uçurum sol tarafı ise dağa dayalı şarampol. Kontağı açtım araba 60-70 km hızla giderken iyiydi. Viraja doğru yaklaştık, ibre 120 oldu. Hanım arabayı yavaşlat diye çığlık atmaya başladı. Ayak frenine bastım şişmiş tutmuyor. İbre 130 çıktı panik içinde el frenini son kadar çektim. Sen misin çeken? Araba o süratle sol doğru dönüp önce ters yöne ardından yolun geliş yönünde son şeritten aşağı doğru gitmeye başladı. 150 metre ilerden bir kamyon yukarı doğru tırmanıyor. Allahtan çevrede başka arabalar yok, yol boş. Kamyon durdu ama ben arabayı durduramıyorum.  Ya takla atacağız ya da kamyona çarpacağız. Araba bir daha savruldu arka tekerler şarampol un kumlarına girince zınk diye durdu. Bir baktım şoför kamyondan inmiş elinde bir pet şişe bize doğru koşup geliyor. Hemen Okan’a su içirdi ardından hanıma su şişesini uzattı. Minibüs şoförü ile babası da koşup geldiler. Hemen yanımızda 06 plakalı bir Passat marka araba durdu karı koca yardımımıza koştular. Minibüs şoförü benim yüzümden ölecektiniz diye başladı dövünmeye. Kamyon şoför Allah esirgedi daha yiyecek ekmeğiniz içecek suyunuz varmış. Sizi o durumda görünce, bana çarpıp oradan da vadiye doğru yuvarlanıp gidecekler diye çok korktum dedi.

Minibüs şoförü bırak ben indireyim senin arabayı aşağı dedi. Hayır dedim. Allah göstermesin sende kaza yaparsın sana da bir şey olursa bunu vidanım nasıl kaldırır dedim. Sen beni aşağı indir yeter. Bizimkiler arabanın başında kaldılar ben Seydikemer Sanayisine kadar minibüsle gittim.

KURTARICI 2.000 TL YE ÇEKMİŞ

Passat marka arabanın sahibi bir kurtarıcı çağırıp en yakın bir tamirciye çektirin. Kardeşimin kamyonu da burada bozulmuştu Afyonkarahisar’a (370 km) 2.000 tl çekmişlerdi dedi.

Minibüsçü Seydikemer Sanayi Sitesine gelince beni indirdi. Bütün dükkânlar kapalı. Tabelada Çiloğlu Benzinli, Dizel ve LPG’li Araç Tamir ve Bakım Servisi’nin sahibi Cüneyt Çil’in cep telefonunu aradım. Amca sen orda bekle, ben 10 dakikaya kadar geliyorum dedi usta. Biz ustanın arabasına bindik o bizim arabayı dağdan indirdi. Arabayı garajın içerisine yiterek soktuk. Cüneyt usta bu gün Pazar her yer kapalı bir şey yapamayız. Ben motor kapağını açıp arızaya bakacağım artık yarın başlarız tamire sizde bir otele gidip dinlenin dedi. Ercan Torunoğulları’nı aradım. Özel şoförünü gönderdi.  Ölüdeniz’e ki ORKA SunLife'e gittik. O gece orada misafir olduk.

DÖRDÜNCÜ GÜN-PAZARTESİ

Sabah kahvaltısını ORKA Sunlife Otel’de yaptık. Otel’in lobisinde Ercan’ın küçük amcası Yavuz bey, İstanbul’lu, ORKA SunLife'ın işletme müdürü Turgay bey, Taylan bey  Hacıbektaş’lı, Torunoğulları Ovacık villalarının satış müdürü, Otelin Flemekçe, İngilizce, Rusça tercümanı Azerili Bahadır beyle kahve içip biraz sohbet ettik. Saat 11:00 de Torunoğulları’nın özel şoförü Adanalı Mahmut bizi tekrar Seydikemer Sanayi Sitesine götürdü. Cüneyt Usta arabanın parçalarını sipariş ettik yarın gelecek arabada ancak öbür gün biter deyince işler karıştı. Yeni plan yapmamız gerekli. Artık ilk gelen Fethiye-Denizli otobüsüyle Denizli’ye oradan da Sarıkız otobüsüyle Salihli’ye yolcu ettim hanımla oğlanı. Saat 13:00 de hareket ettiler, akşam saat 20:00 de eve varmışlar. Bende dolmuşa binip Fethiye’ye gittim. Otogarın karşısında bulunan Feryıl Otel’e uğradım tek kişilik odanın geceliği 60 tl imiş. Gece orada yattım oda berbat ne çekmecesi ne mini barı var. Banyoda şampuan, duş jeli bırakın sabun dahi yok onlarının yerine bir çeşit sıvı şampuan komuymuşlar. 31 ekran tüplü televizyon herhalde 30 yıllık. Tipik sadece erkeklerin konaklıya bileceği 2 yıldız bir otel. Zaten yorgunum, her yanım dökülüyor 21:30 yatmışım sabah 08:00 de kalktım. Banyo yaptıktan sonra otelin çatı katına da kahvaltımı yaptım. Oradan Seydikemer dolmuşuna binip tamirhaneye gittim.

BEŞİNCİ GÜN-SALI

Arabanın motoru taşlanmak üzere Fethiye sanayisine gitmişi daha dönmemiş. Bu günü de tamircinin yanında boş boş oturarak geçireceğim. Ne yapayım dedim. SAKLIKENT 23 km uzaklıdaymış dolmuşa binip Saklıkent Kanyonu’nu görmeye gittim, ( Detaylı bilgi için Saklıkent Kanyonu haberini okuyabilirsiniz.) Saat 17:30 da Seydikemer’den ayrılıp otelime gittim. Parayı peşin alıyorlar. 108 nolu odama elimdeki eşyaları bırakıp dolmuşla Fethiye’nin ÇALIŞ PLAJI’na gittim. Sahil up uzun, güneş pırıl pırıl, karşıda adacıklar gözüküyor. Mekânlar gibi plajda ki şelzonklarda bom boş.  Dükkâncılarla, lokantacılarla sohbet ediyorum. Sezon açılışı çok kötü başladı, inşallah böyle gitmez. Gün geliyor müşterisiz kepenk kapatıyoruz. Oradan dolmuşa binip HİSARÖNÜ, OVACIK  turistik beldelerine gidiyorum. Tabiatın doğa yapısına pek dokunulmamış her taraf villa dolu. Dolmuş şoförü KAYAKÖY pek uzak değil 10 km filan diyor. Başka bir dolmuşa binip gitmek gerek. Akşam karanlığı bastırdı geri otelime dönüyorum. Lobide çay içerken gözüme Fethiye’nin yerel gazetesi Fethiye Haber çarpıyor. Manşetten vermiş haberi, TÜİK; Ocak-Mart verilerini açıkladı. Geçen yıla göre turizm de 16,5 düşüş var diyor.

ALTINCI GÜN- ÇARŞAMBA

Sabah yağmurla uyandım. Tv de hava durumuna bakıyorum. Türkiye’nin her yeri yağmurlu diyor. Kahvaltıdan sonra 6.100 nüfuslu Seydikemer ilçesine gitmek üzere dolmuşa biniyorum. Hanım telefon ediyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmüş, istifa edecekmiş, döviz fırladı “Euro 3.39.48 tl oldu” diyor. %100 ölümden dönmüşüm gözüm döviz bozdurmayı mı görüyor. Usta; Arabanın parçalarının gelmesini bekliyorum inşallah bu gün bitiririz diyor. İnşallah diyorum. Saat 17:00 de arabanın motorunu toplamaya başladı. Tek başına çalışıyor, iş uzadıkça uzuyor. Saat 22:30 bitirdi. Şimdi de arabanın fanı açmıyor. Hararet % 100 çıktığı halde fan hala çalışmıyor. Düz kontak yaptı. Kontağı çevirdiğin andan itibaren far hiç durmadan çalışmaya başladı. Böyle git, artık orada fanı yaptırırsınız dedi. Bu fanı yaptırmadan yola çıkmam dedim. 1.610 tl olan masrafı ödedikten sonra geri otelime döndüm. Saat 23:00 olmuş sadece boş 2 oda kalmış 209 nolu odayı verdiler. Yorgunluktan bitmişim zar zor kendimi yatağa atmışım.

YEDİNCİ GÜN-PERŞEMBE

Kahvaltıdan sonra Fethiye Sanayisine götürdüm arabayı. Renault servisinde kontrol ettiler. Radyatörü açması için yeni mucur/sensor taktılar. Servis şefi Süleyman Bey senin araba motor contasından yağ kaçırıyor, dikkat et dedi.  Bismillah..! deyip 10:28 de yola çıktım.

ÖLÜDENİZ, HÜZÜN DENİZİ OLDU!

Seydikemer yolu uğursuzluk getirdi tekrar Muğla yolundan gideyim dedim. Daha 30 km gitmiştim ki Katrancı Koyu Kavşağında araba çekmemeye başladı. İndim baktım ki ne göreyim. Araba yine su kaynatmış. Renault Servisine telefon ettim. Yarım saat içinde servis aracını gönderiyoruz dediler. Servis ustası radyatöre giren borunun orijinal kepçesi gevşemiş su kaçırıyor dedi. Yeni kelepçe taktı senin motorda bir arıza var ama ne? Bilinmiyor, yavaş sür, sık sık suyunu konrtol et, dikkatli ol dedi. GÖCEK’e geldim. Rahmetli 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın sık sık gelip dinlendiği Yac Marina’yı görmeden gitmeyeyim dedim. Göcek, ter temiz pırıl pırıl bir sahil kasabası. Mola vermişken motor kapağını açtım arabanın suyunu takviye ettim. Dalaman’a geldim. Yol üzerindeki bir restaurantın önünde arabayı durdurup tekrar suyuna baktım. Aman Allahım o da ne?! Fokur fokur kaynıyor. Yanıma 20 plaklı bir araba gelip durdu. Hemşerim, hayırdır! Dedi şoför. Denizli’den gelmiş Köyceğiz’de bir otelde çalışıyormuş. Yeni tamirden çıkmıştı, gördüğün gibi şimdi su kaynattı dedim. Suyunu tazeledik. Birde yağına bakalım dedik. Yağ çubuğunu çektik çat diye ortadan kırıldı. Şansızlık şansızlık üstüne. Hemşerim yağın hangi seviyede olduğunu görmüyoruz, yolda motor sardırırsın, motor yakarsın. Böyle devam edemezsin üstelik fanın da çalışmıyormuş, onu da düz kontak yaptırman lazım, Sen en iyisi Dalaman Sanayisine git bunları yaptır ondan sonra yola çık dedi.

DALAMAN’DA ŞANSIM DÖNDÜ MÜ?

Dalaman Sanayi Sitesine geldim. 30-40 esnaftan kurulu bir yer. Elektrikçiye gittim fanı aküye bağlayıp düz kontak yaptı. Kontağı aç açma fan durmadan çalışıyor. Usta durduğunda akünün kutup başını çıkar yoksa 15 dakika içersinde aküyü bitirir dedi. Bu da mı gelecekti başımıza, aldık mı başımıza belayı. Küçücük sanayi sitesinde topu topu üç parçacı dükkânı var. Tesadüfün böylesine şans denir çünkü PEUGOET’nin yağ çubuğunu bulabildik. Şansım döndü artık dedim. Gözümü karartıp yola çıktım. Sürat yapmıyorum, 70-80 km yi geçmiyorum. Her 50 km de bir durup suyu yağı kontrol ediyorum. Muğla rampasını bir çıkabilsem ondan sonrası kolay araba beni eve götürür diyorum kendi kendime. 24 km lik rampada kalma ihtimalim çok fazla. 40-50 ile tırmanıyorum. Sağa çekmiş üç araba görüyorum. Durup onlara yardım etmek geliyor içimden ya durduğumda benim arabada çalışmazsa diyen tereddüt ediyorum. Ha gayret.! Nihayet rampayı aşıp düze ulaşıyorum.

RAMPAYI ÇIKAN ARABA HEDEFİNE ULAŞIR

Muğla’nın çıkışında ki bir benzinlikte durup akaryakıt alıyorum. Arabanı suyunu dolduruyorum, yanıma aldığım bohça ve simiti yiyorum. Yağmur çiğleşmeye başlıyor. Yatağan’a varıyorum yağmur kesiliyor. Çine’de durup arabanın suyunu kontrol ediyorum. Suyu iyide motorun her tarafı yağ olmuş, yağ çubuğunu çekiyorum sorun yok! yağ yeterli. Aydın’a yaklaşıyorum hava iyice kararıyor. Fırtına koptu kopacak. Aydın-İzmir otobanına çıkıyorum sicim gibi yağmur bastırıyor. Silecekler yetiştiremiyor. Arabaların birçoğu dörtlülerini yakmışlar, emniyet şeridinde yağmurun dinmesini bekliyorlar. Söke kavşağına kadar yağmur devam ediyor. Selçuk çıkışındaki benzinlikte durup yarım saat dinleniyorum. Otobandan ayrılıp Torbalı oradan da Kemalpaşa üzerinden İzmir-Ankara karayoluna çıkıyorum.

EV YOLU YAKIN OLURMUŞ!

Turgutlu’nun Derbent beldesinde arabanın akaryakıtını fulluyorum. Suyunu, yağını tekrar kontrol ediyorum. Artık içim rahat Salihli’ye 40 km kaldı. 435 km lik yolu bitirdim sayılır. 4,5 saatlik yolu 10 saat gibi bir zamanda gelebildim. Nihayet 20.35 de eve ulaşıyorum. İşte böyle Allah kimsenin başına böyle bir kaza vermesin.

SEKİZİNCİ GÜN-CUMA/Salihli “CUMARTESİ”

Arabayı Salihli Sanayisinde Japon Oto; Mercedes-Honda-Toyota-Nissan-Fiat- Peugoet-Seat-Mitsubishi servisine götürdük. Motor rektefe olacakmış. Contalar, sekmenler sökülüp yeniden takılacakmış. Gerekli parçaları İzmir’den satın alması için Ramazan ustaya 3.100,00 tl (07.05.2016) ödeme yaptım. Emanet arabanın başımıza açtıklarına bakınız. Hakkımızda hayırlısı, masraf çok fazla olacağa benziyor.

……………………………………………………………………………

İNSANOĞLU NANKÖR ÇOK ÇABUK UNUTUYOR!

Kazadan sonra beş gün boyunca gurbet elde ne çektiklerimi ben bilirim. Ama olsun ardan daha üç gün geçmeden her şey unutulmaya başlıyor, eski düzene alışılıyor insan.




Bugün 79 ziyaretçi (222 klik) kişi burdaydı!
 
          
Her Gün Yeni Bir Başlangıçtır.....TogaMedyacı.....2006 dan bu yana

“Düşünce, Aktüalite, Edebiyat”







 

Toga Medyacı Editörü / Wie is de editor van TogaMedyacı






BİLGİSAYAR 'IP' TANIMA
SAYACI

Flag Counter
  


 



 


 




 
Copyrigt 2014 ..... Her Hakkı Saklıdır ..... Design by TogaMedyaci
Sitemizde yayınlanan haberler kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Bize mustafa_toga@hotmail.com e-mail adresinden ulaşabilirsiniz…




Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol